Knight online indir; Wesselburenerkoog

Posted on January 5th, 2009 in Uncategorized by admin
Flama Konum
Temel veriler
Eyaleti: Schleswig-Holstein
İli: Dithmarschen
Rakım: 0 metre
Yüzölçümü: 21.88 km2
Nüfus: 155 (30 Haziran 2005)
Posta kodu: 25764
Telefon kodu: 04833
Plaka kodu: HEI
Belde/belediye başkanı: Eggert Wilkens
Resmi Web Sitesi: www.wesselburen-online.de

Wesselburenerkoog Almanya’nın kuzeyinde Schleswig-Holstein eyaletinde, Dithmarschen iline bağlı bölge. 21,88 km2 yüzölçüme sahiptir. Nüfusu, 30 Haziran 2005 itibariyle yaklaşık 155 olarak tesbit edilmiştir. Belediye Başkanlığı Eggert Wilkens tarafından yürütülmektedir.

  • Comments Off

Knight online indir; Liu Qi

Posted on January 5th, 2009 in Uncategorized by admin

Liu Qi (Çince:刘淇; d. Kasım 1942 Wujin), Çin Komünist Partisi’nin Pekin sekreteridir. 2003 yılına kadar Pekin belediye başkanlığı görevini yapmıştır. Çin Komünist Partisi Politbüro üyesidir. Parti hiyerarşi sıralamasında 13′ncüdür.

Yüksek öğrenimini Pekin’deki Demir-Çelik Enstitüsü’nde tamamlamış, mühendislik bilimleri dalında profesör ünvanı almıştır.

  • Comments Off

Indir; Download yönetici

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

Bir download yönetici dünya ağına bağlanabilen web browserden farklı olarak internetteki dosya ve benzeri şeyleri indiren bilgisayarlar için tasarlanmış programlardır.

Bunlara bakınız

Download yöneticileri listesi

  • Comments Off

Indir; Mustafa Sait Yazıcıoğlu

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

Mustafa Sait Yazıcıoğlu (d. 1949, Sürmene, Türkiye), Türk siyasetçi.

Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı.
1967 – 1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans yaptı.

Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştı.
1972 – 1977 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi.
1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı.
1977 yılında Dr. Asistan olarak Ankara Üniveristesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1983 yılında “Matüridi ve Nesefi’ye göre insan hürriyeti kavramı” konulu teziyle Doçent oldu.
1988 yılında Profesör oldu.
17 Haziran 1987 - 3 Ocak 1992 yılları arasında 14. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.
14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı.
21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı.
10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
3 Kasım 2002 seçimleri ile AKP Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
5-10 Mart 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile meclisteki görevine devam etti.
29 Ağustos 2007 yılında 60. hükümette “Devlet Bakanı” olarak görev aldı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Eski Valilerden Recep Yazıcıoğlu’nun kardeşidir.
“Matüridi ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı” isminde meb yayınlarından çıkan bir kitabı vardır.

  • Comments Off

Indir; MPlayer

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:

  • Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
  • İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
  • Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
  • Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA

MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.

MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.

Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.

MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.

MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.

Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.

CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.

Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.

Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.

  • Comments Off

Knight online indir; Bernard Montgomery

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

Bernard Law Montgomery, II. Dünya Savaşı’nda görev yapan İngiliz generaldir.

Kendi ordusundan neredeyse üç kez daha küçük olan Erwin Rommel’in Afrika kolordusunu ancak durdurabilmiştir. Afrika’dan sonra Normandiya Çıkartması’nda müttefik orduların komutasını üstlenmiştir.

  • Comments Off

Knight online indir; Hillgroven

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin
Flama Konum
Temel veriler
Eyaleti: Schleswig-Holstein
İli: Dithmarschen
Rakım: 0 metre
Yüzölçümü: 3.60 km2
Nüfus: 86 (9/30/2005)
Posta kodu: 25764
Telefon kodu: 4833
Plaka kodu: HEI
Belde/belediye başkanı: Karl Henning Hinz
Resmi Web Sitesi: www.wesselburen-online.de

Hillgroven Almanya’nın kuzeyinde Schleswig-Holstein eyaletinde, Dithmarschen iline bağlı bölge. 3.60 km2 yüzölçüme sahiptir. Nüfusu, 9/30/2005 itibariyle yaklaşık 86 olarak tesbit edilmiştir. Belediye Başkanlığı Karl Henning Hinz tarafından yürütülmektedir.

  • Comments Off

Indir; Mustafa Sandal

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

Mustafa Sandal (11 Ocak 1970, İstanbul), “Musti” olarak da bilinen, bestekar, söz yazarı ve Türk pop müziği sanatçısı. 1990′lı yılların ortasında Türkiye’de yakaladığı başarıyı 2000′li yıllarda Avrupa’ya da taşımıştır.

Eğitim hayatı

Tülin İleri ve Yusuf Sandal’ın oğlu olan Mustafa, ilköğrenimini Tarabya’daki ‘Özel Dost İlkokulu’nda tamamladı. Daha sonra orta ve lise öğrenimi için İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ‘College Du Leman’a gitti. 8 yıllık tahsil süresinden sonra yüksek öğrenim için ABD’nin New Hampshire eyaletindeki New Hampshire Üniversitesi’nde okumaya başladı. 1996′da Londra’ya yerleşen sanatçı Amerika’da yarım bıraktığı işletme eğitimine American College of London’da devam etti.

Albüm çalışmaları ve konserler nedeniyle Londra-İstanbul hattında mekik dokurken, 1999 yılında çıkan bedelli askerlik uygulamasından yararlanarak askerlik görevini yerine getirdi ve üniversitesindeki son döneminin kaydını dondurdu.

Sporcu ve çevreci yönüyle de bilinen Mustafa Sandal, ayrıca iyi düzeyde İngilizce, İtalyanca ve Fransızca bilmektedir.

1989-1993: Bestecilik ve söz yazarlığı kimliği

1989 yılında müzik tutkusu yüzünden Amerika’daki 2,5 yıllık üniversite tahsilini yarıda bırakarak Türkiye’ye döndü. Yurt dışında çeşitli ülkelerde geçirdiği uzun yıllar müziğine de yansıdı. Profesyonel müzik yaşamına İstanbul Gelişim Stüdyosu’nda başladı.

Burada belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlığı yönünü ortaya çıkardı. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer, Muazzez Abacı, Ayşegül Aldinç, Yonca Evcimik, Ozan Orhon, Burak Kut, Deniz Arcak, Emel Müftüoğlu, Reyhan Karaca, İzel, Sibel Alaş, Asya, Hakan Peker, Sertab Erener, Ferda Anıl Yarkın ve Mert Ekren gibi birçok sanatçıya besteler verdi. Bülent Tezcan ile birlikte oluşturduğu “Vazgeçme” isimli ilk şarkısını 1992 yılında Ajda Pekkan yorumladı. Kendi albümünü çıkarmak için daha fazla tecrübe kazanmayı istedi ve bu bağlamda özel bir radyo olan Power FM’de bir süre DJ’lik yaptı.

1994-1998: Şarkıcılık ve yapımcılık kimliği

1994 yılında ilk albümü “Suç Bende”yi çıkardı. Albüm piyasaya verildikten 3 ay sonra başlayan Türkiye Turnesi’nde bir seneden kısa bir süre içerisinde yurt içinde 140, yurt dışında ise 30 konser vererek 100 binlerce hayranıyla buluştu. İlk albümünün başarısından sonra evine bir stüdyo kuran sanatçı, aranjör olarak da çalışmaya başladı.

1995 yılında Sibel Alaş’ın “Adam” adlı albümüne aranjör ve müzik direktörü olarak adını yazdırdı.

1996′da “Gölgede Aynı” adındaki bütünüyle kendi yapımı olan ikinci albümünü hazırladı. Bu sefer 140′tan fazla stadyum konseriyle eşine az rastlanır bir Türkiye turnesine çıktı. “Bir Anda” adlı şarkısına aksiyon tarzında çektiği klip, Türkiye’de farklı kliplerin de çekilebileceğine örnek oldu. Bunlarla birlikte albüm, 3,5 Milyon tirajına ulaştı. Mustafa Sandal’ın albüm tırajları Sabah Gazetesi - 1

1997 yılında, Londra’ya yerleşip üniversite eğitimine kaldığı yerden “American College Of London”da devam etti. Bu arada sanatçı dostlarına destek olmayı da ihmal etmedi. İzel’in “Emanet” adlı albümünün müzik direktörlüğünü üstlenmesi, Reyhan Karaca’ya söz ve besteler vererek albümüne vokal yapması, bu çalışmalarına örnek gösterilebilir.

1998 Eylül’ünde çıkardığı üçüncü albümü “Detay” ile beklentileri yine boşa çıkarmadı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere pek çok ülkede toplam 120 konser veren sanatçı, bu albümde de iyi bir satış tirajını yakaladı.

1999-2005: Avrupa’ya açılma kararı ve sonuçları

1999 yılında Fransa’da “Sony Music”le yaptığı anlaşma ile, yurt dışında yayınlanmak üzere “Araba” adlı şarkısına yeni aranjmanıyla Marakeş Fas’ta klip çekti. “Araba” şarkısına gelen yoğun okuma istekleri doğrultusunda, şarkı Rusça, Arapça ve Yunanca’ya çevrilerek ünlü sanatçılar tarafından seslendirildi. Ancak yapımcısı Sony Music ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ilk Avrupa defterini kapatmış oldu.

2000 Haziran’ında “Akışına Bırak” adlı dördüncü albümünü dinleyenlerine sundu. Bu albümde önceki albümlerinden farklı olarak müzik direktörlüğünü İskender Paydaş’la paylaşarak, daha çok besteci ve yorumcu kimliğini ortaya çıkarttı. Düzenlemelerini Volga Tamöz’ün yaptığı albümün “Tek Geçerim” ile “Hatırla Beni” adlı şarkıları hit oldu.

2001 İstanbul Metrosu için bir şarkı hazırladı üstelik şarkıya metroda bir de klip çekti. Cancana isimli şarkı metro ile bütünleşti. Avrupa ve Türkiye’de çıkaracağı albümler için girişimlere başlayan Musti dünyaca ünlü ses sanatçısı Eros Ramazotti ile birlikte Ali Sami Yen Stadı’nda 25 Bin kişi önünde düet yaparak Avrupa için daha güvenli bakmaya başlamıştır.

2002 yılının ilk aylarında, yeni stüdyosunu kurdu ve beşinci albümünün kayıtlarını burada gerçekleştirdi. Kendi yapım şirketi olan Yada Prodüksiyon bünyesinde kurduğu ve alt yapı çalışmaları 2 yıllık bir süreyi alan hayran kulübünü, internet sitesi üzerinden faaliyete geçirdi. Aynı yılın Haziran’ında çıkardığı “Kop” adlı albümü ile birlikte büyük bir imaj değişikliğine giderken, yılın en çok satan ikinci albümüne imzasını atmayı başardı. Akabinde ekibiyle dünya turnesine çıkarak, Paris Olympia’da iş ve sanat dünyasının da büyük ilgi gösterdiği bir konser verdi.

2003 yılında Türkiye’de “Maxi Sandal 2003″ isimli bir maksi single çıkardı. 1999 yılında kapattığı Avrupa defterini yeniden açarak bu kez Universal Music etiketiyle “Aya Benzer 2003 (Moonlight)” isimli bir single ve “Seven” isimli bir albümle Avrupalı müzikseverlerle buluştu. Çalışması Avrupa’da 2.5 ay boyunca en çok satan İlk 10 arasında yer alırken, bu başarısı yurt dışındaki basın yayın organlarınca birçok kez haber edildi. Öyleki, sanatçı Almanya’nın en etkin gazetelerinden “Bild”e kapak olmayı başaran ilk Türk olurken, en çok satış tirajına sahip “Der Spiegel” dergisi de sanatçıya tam 5 sayfa ayırdı. “Bunte” dergisi ise haberinde Türk Pop’u Almanya’yı fethetti başlığı kullanarak, müzikteki yeni eğilimin Türk Pop’a yöneldiğini ve bu tarzı en iyi temsil edenin ise Mustafa Sandal olduğu yorumunda bulundu.

2004 yılında LR KOZMETIK toplam 24 ülkede kendi adına üretilen “7″ adlı parfümü piyasaya sundu. Akabinde Türkiye’de “İste” isimli maksi single’ı piyasaya çıktı. Sanatçı yaz boyu “Volkswagen ile Müzik Aşkına” konserlerinde sevenleriyle buluştu.

2005′in Ocak ayında “İsyankar” isimli şarkısının single çalışmasını UNIVERSAL MUSIC etiketiyle yurt dışındaki sevenlerine sundu. “İsyankar” ile Türkiye’de gördüğü yoğun ilgiyi, Almanya, Avusturya Avusturya Albüm Satış Listesi ve İsviçre’de İsviçre Albüm Satış Listeside sürdürdü ve maksi single’ı en çok satanlar listelerinde üst sıralarda yer aldı. Ağustos’ta ise “Yamalı Tövbeler” isminde bir maksi single çıkardı.

2006 Önceki yıl yurt dışında piyasaya çıkardığı “İsyankar” adlı single çalışması ile Almanya’da 150 bin tirajı geçerek “Gold Record (Altın Plak)” ödülünü kazandı Musikmarkt Online - Altın Plak Haberi Almanca. Universal Music etiketiyle piyasaya sürülen İsyankar’ın İstanbul’da çekilen video-klibinde İstanbul Boğazı’nın tüm güzellikleri gözler önüne serilmiş ve klip MTV TRL Charts listesinde bir numara olmuştu Mustafa Sandal’ın MTV Almanya’daki 1′ncilik videosu. Mustafa Sandal, İsyankar single’ı ile Almanya resmi satış listelerinde en uzun süre kalan Türk sanatçısı unvanını elinde bulunduruyor.

2007 13 Haziran’ da Devamı Var adlı yeni albümünü çıkardı. Albümün çıkış şarkısı ‘İndir’ önce Muhabbet Kart reklamlarında tanıtıldı. Mustafa Sandal’a reklam filminde dedesi olan eski TRT sanatçılarından ritim ustası Hüseyin İleri eşlik etti.

Güncel

Ocak 2008′de Avrupa’ da çıkacak olan albümünün yurtdışı yapımcılığını Universal Müzik üstlenecektir. Bu albümde dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra da albüm çıkartmayı planlamaktadır.

Albümler

Kaynakça

İç bağlantı

YADA - Mustafa Sandal’ın müzik şirketi

  • Comments Off

Knight online indir; Strübbel

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin
Flama Konum
Temel veriler
Eyaleti: Schleswig-Holstein
İli: Dithmarschen
Rakım: 2 metre
Yüzölçümü: 4.40 km2
Nüfus: 96 (30 Eylül 2006)
Posta kodu: 25792
Telefon kodu: 04837
Plaka kodu: HEI
Belde/belediye başkanı: Dierk Claußen
Resmi Web Sitesi: www.wesselburen-online.de

Strübbel Almanya’nın kuzeyinde Schleswig-Holstein eyaletinde, Dithmarschen iline bağlı bölge. 4.40 km2 yüzölçüme sahiptir. Nüfusu, 30 Eylül 2006 itibariyle yaklaşık 96 olarak tesbit edilmiştir. Belediye Başkanlığı Dierk Claußen tarafından yürütülmektedir.

  • Comments Off

Indir; Darkale, Soma

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

Darkale, Manisa ilinin Soma ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Trakhoula sözcüğünün Hellen dilinde bir anlamı olmamasına rağmen Rumca Trakhys (taşlık,kayalık) sözcüğünden türetildiği sanılmaktadır.Prof.B.Umar’a göre kayalık yerdeki kent anlamındadır.
Günümüzde bir maden işletmesi ile Darkale köyünün bulunduğu yerdeki kentin tarihi ile bilgilerimiz yetersizdir.Ayrıca Eski Çağ kalıntıları da günümüze ulaşamamıştır.Yalnızca Bizans İmparatorluğu’nun son piskoposluk listelerinde ismi geçmiştir.

Kültür

EVLENME
A) Evlenme Çağı ve Evlenme İsteğini Belirtme

Evlenme çağı kızlar için (17-18), erkekler için (20-22) yaşları arasında değişir. Bunun dışında, kızlarını (15-16) yaşlarında evlendirdikleri de olur. Erkeklerin askerliklerini yapmadan evlenmeleri ise. az görülür olaylardandır.
Evlenme isteğini belirtmek ancak, erkekler için söz konusudur. Bir genç, “Babasının ayakkaplarını ters çevirerek ya da onları, birer çivi ile yere tutturarak “evlenme isteğini anlatmış olur. Bazı köylerde ise, bu belirtme “babasının ayakkaplan İçine su dökmek” suretiyle olur

B) Kız Bulma. Dünürcülük ve Söz Kesme

Evlenecek gencin annesi, çevrede en çok beğenilen kızı oğluna almak için; büyük çalışma ve gayret gösterir. Önce kız evine yanına kimseyi almadan gider, bir misafir gibi oturup kızın bütün davranışlarını inceler. Beğendiği takdirde, eve döner ve kızı oğluna son derece öğer. Böylece gencin annesi oğlunun daha önce kızı dıştan görüp beğenişini ve kızla evlenme isteğini kuvvetlendirmiş olur. Bu defa, anne ve baba gizlice çalışır, faaliyete geçerler.
Yapılan çalışmalar sonunda, kız evi tarafından “Red cevabı” alınmayacağı anlaşılırsa; çevrenin ileri gelenlerinden 3-4 kişilik bir heyet (Biri çoğu zaman din adamı olur), kızın babasına gönderilir.
Kızın babası gelenlere çok iyi bir şekilde ikramda bulunur. Hal hatır sorulduktan sonra veya konuşma arasında, sözü dinlenir kişilerden biri; “Kızınız filanı, Allah’ın emri ve Peygamberin kavliyle filanın oğluna istemeğe geldik” der. Başka bir söyleyişle, “Allah’ın emri ile kızınıza filanın oğlu için dönür (Dü-nürcü) geldik” der veya diyebilir.
Esasen, önceden zemin hazırlandığından kız babası; “Madem ki siz münasip gördünüz ne diyelim” yada, “Nişanınızı gelin takın” şeklinde bir karşılıkla kızını verdiğini bildirmiş ve neticede söz kesilmiş olur.
Eğer yukarda açıklandığı şekilde, kız evinin bu konudaki tutumu önceden anlaşılmamış ise; ilk defa kız istemeğe gidenlere (Dünürlere) kesin olarak söz verilmez. Ancak, ikinci veya üçüncü görüşmede söz kesilir.
Buna rağmen söz kesilmeden önce kız evinin, söz ve hareketleri ile meramını anlatması mümkün görülmektedir. Yalnız, bu davranışlar köye ve kent’e göre farklılık gösterir.
Örneğin kız babası (yoksa evin büyüğü) yapılan teklifi olumlu buluyorsa;
“Hayırlısı olsun”
“Nasipse olur, biraz düşünelim”
“Biz önce kendi aramızda görüşelim sonra haber veririz” şeklindeki cevaplardan biriyle karşılık verir. Bu meyanda, dünürlere ikramda bulunulur; ayakkapları da gidiş yönüne doğru çevrilip düzeltilir.
Fakat, kız evi teklifi uygun bulmuyorsa;
“Nasibinizi başka yerde arayın.”
“Kızımız henüz çok küçük”
“Bizim kız, oraya yaramaz”
“Bu iş için hiç ısrar etmeyin” şeklinde cevap verir.
Sonuç olarak, ikinci halde pek ısrar edilmez. Birinci halde ise, görüşmelere devam olunur. Böylece ikinci veya üçüncü gidişte dünürlere kesin olarak söz verilir. Başka bir deyişle söz kesilir, kısın babası (yoksa kız evinin büyüğü),”gelin nişanımızı takın” der.
“Söz kesme” hemen hemen bütün köylerde ve kent’te böyle olmaktadır. Yalnız, incelemelerimiz sırasında üç köyde, söz kesilir kesilmez; dünürlük yapan şahıslardan biri (muhtar olabilir) oğlanın akrabasından hemen orada 100-200 lira (1969′larda) alıp, kızın babasına verir (Türkpiyale. Eynez ve Kayra-kaitı köyleri). Buna, Doğudaki başlık’ın bir kalıntısı gözüyle bakabiliriz.
Kız evinin, dünürlerin kız istemesi karşısında; nazlanır bir davranış içinde olması normaldir. Ancak. bazan anormal sayılabilecek uzun gecikmeler olabilmektedir. Çoğu kez bu halin, ailenin bireyleri (Fertleri) arasındaki kararsızlıktan ileri geldiği görülür. Örneğin, kız ve kızın anası yapılan teklifi olumlu bulur da; kızın babası razı olmuyorsa, dünürlere cevap vermede haliyle gecikme görülür. Bu kerre kız evinde anayla baba arasında şöyle bir konuşmanın geçtiği de olur:
“— Biz gizi virem adam. Bunna Hâlemden eyidir. Kendi yavı ile kavrılıp gidyolaa. Halları yavuz bun-laan. Oğlan kahrıman, ge virem bunu…”
Kızın babası razı edilirse, geç de kalınsa söz kesilir.
Buraya kadar, kız isteme ve söz kesme konularını özet olarak açıklamaya çalıştık. Şimdi de, yeri gelmişken bazı hususlar üzerinde duralım.
Kız istemede uğurlu sayılan günler. Perşembe veya Pazar (Gire) günleridir. Bu günlerin akşamları da olabilir.
Dönürler, kız evine gider gitmez varsa ateşi karıştırırlar; yoksa lambayı söndürürler böylece kızç istemeye geldiklerini belli etmeğe çalışırlar.
Dönürler. söz kesilmedikçe-susasalar dahi-kız evinde su istemezler. Su isterlerse, iki tarafın arasına “Soğukluk” gireceğine inanırlar.
Ev sahibi, dönürleri uğurlarken “bize yine buyrun” şeklinde konuşmağa dikkat ederler.
C) Küçük Nişan (Söz Yüzüğü)

Söz kesmeden 10-15 gün sonra, küçük nişan yapılır. Küçük nişanda amaç, gençlere nişan yüzüklerinin takılmasıdır. Bunun için önceden, içinde nişan yüzüğü, bilezik, küpe altın, elbiselik kumaş ve çeşitli çerezler bulunan bir bohça; dönürlerle (bazı köylerde muhtar ve imamla) kız evine oğlan evi tarafından gönderilir. Bohçanın içindekiler, 2-3 gün süre ile kız evine gelenlere gönderilir. Gösterme işi bittikten
sonra kararlaştırılan zamanda, oğlanın anası ve çok yakın iki kadın akrabası (Yengeleri olabilir) kız evi
ne giderler, bunların içinden en yaşlısı kıza yüzük’ü ve diğer altın eşyayı takar, buna, “Nişan takıldı” ve
ya “Nişan kondu” denir. Yalnız, şu iki önmeli hususu unutmamalıdır ki; nişan yüzüğü takacakların başın-
dan behemehal “Tek Nikah” geçmiş olmasına ve bu işin, Perşembe günü veya Pazar günü akşamı yapıl-
masına çok dikkat edilir.
Kıza nişan yüzüğü takıldıktan sonra, kız evi de oğlan evine; kız tarafından işlenmiş pembe, beyaz ve
ya krem renginde bir mendil ve bu mendil içinde nişan yüzüğü ve bir tane karanfil (Pembe renklisi mak-
bulsayılır) ile şeker gönderilir. Şu kadar ki, kızın gönderdiği karanfilin sapı; “Lavanta” ıslatılmış bir ka-
dife veya kordelâ parçası ile sarılmış ve üzeri de, sırma gelin teliyle örülmüş olması şarttır. Delikanlı bu çiçeği, ya göğsüne ya da şapkasına tutturur.
Aradan ik-üç gün geçtikten sonra, kızın babası ve yakın akrabalardan iki kişi oğlan evine gidip, oğ-lan’a yüzüğü takarlar. Böylece 10-15 gün içinde “Küçük Nişan” tamamlanmış ve yapılmış olur.
Böylece gençlere nişan yüzüğü takıldıktan sonra taraflarca kararlaştırılan bir zamanda; oğlan’m hısım ve akrabaları kızı görmek ve tanımak için. kız evine topluca giderler. Nişanlı kız, gelenlerin ellerini “yaşı ne olursa olsun, çocuklar da dahil” öper ve buna karşılık; elleri öpülenler kız’a bir miktar para verirler. Kız evi de gelenlere, çay, kahve ve ikram eder. Bu toplantıya, halk arasında “Oturma” veya “El öpüntüsü” denir.
Aradan bir hafta geçtikten sonra kız evi, hısım akrabaları ile birlikte; oğlan eevine gider. Damat adayı nişanlı genç, gelen büyüklerin ellerini öper. Para, hediye gibi bir şey verilmez. Gelen misafirlere çay, kahve ikram edilir.
Çoğu zaman nişanlanan kız 14-15 yaşları civarında olur. En çok 3 yıl en az 1 yıl bekledikten sonra nişanlılar evlenirler.

D) Büyük Nişan

Büyük nişan düğüne 1 -2 ay kala, kız evinin avlusunda yapılır kız ve oğlan evinin bütün akrabaları (ka
dın akrabalar) o gün için hazır bulunurlar. Gelin adayı nişanlı kız yüzü ve başı bir tülbentle örtülü ola
rak, münasip bir yere oturtulur. Kız evinin yengelerinden biri; gelen hediyelerin cinsini ve kimin tarafın
dan getirildiğini yüksek sesle duyurarak, nişanlı kız’ın başına ya da yanına atar (yığar). Böylece, gerek
erkek ve gerekse kız evinin akrabaları; giyecek, takılacak, yiyecek ve döşenebilecek her türlü hediyele-
rini o gün getirmiş ve vermiş olurlar. Hediyeler verildikten sonra, oğlan evi tarafından gönderilen çen-
gi ile eğlenti yapılır.
Bazı köylerimizde ise, durum böyle değildir. Yapılacak masraflar ve alınacak eşyalar; önceden kararlaştırılarak taraflarca ayarlanır. Örneğin, yatak odası ve mutfak eşyalarını kız evi misafir odasıyle oturma odası eşyalarını da oğlan evi tarafı hazırlar. Damat adayı evlenmeden önce. bir de ev yapar.
Hediyelerin çokluğu ve değeri hiç şüphe yoktur ki. tarafların mali gücüne bağlı kalmaktadır.
Büyük nişan’da, genel olarak oğlan evinde bir şey gönderilmez. Yalnız, bir kaç köyümüzde oğlan evine çerez gönderildiği olur. Buna, “Karşılık” da denir. Karşılık gönderen köylerimizden Büyük Güneyi örnek olarak gösterebiliriz.

E) Hediye ve Çeyizleri Asma (MUSAT)

Nişanlı kızın çeyizleri ile kendisine gönderilen bütün hediyeler ve oğlan evine gönderilmiş olup ta. çevreye gösterilmesi istenilen hediyeler; düğüne üç gün kala, kız evinin büyük bir odasına asılır ya da ipler üzerine serilir. Buna “Musat” denir. Çevreden gelen kimseler bunları görürler.
Gelin alınacağı gün (Perşembe veya Pazar günü) öğleden sonra, damadın gönderdiği bir araba İle eşyalar kaldırılır. Eşyalar ile birlikte giden 3-4 kişilik kadın grubu, oğlan evine de bunları yazarlar (sererler, açarlar). Ev ayrı ya da odalar yeter derecede ise; eşyalar yerli yerince konur ve yerleştirilir. Örneğin, ayrı misafir odası ve mutfak varsa; bu bölümlere ait eşya yerli yerine konur. Bu meyanda giyecekler, iplerde asılı olarak kalır; yatak odasına başka eşya konmaz.

F) Kına Gecesi ve Düğün Geceleri

Düğün zamanını her iki taraf birlikte kararlaştırırlar. Düğün için uğurlu sayılan günler. Perşembe ve Pazar (Gire) günleridir.
Kına gecesi. Çarşamba’yı Perşembe’ye veya Cumartesi gününü Pazar’a bağlayan gecedir. Gerek kına gecesi ve gerekse düğün için davet aynı anda yapılır. Bu amaçla, kız ve oğlan evinden çıkarılan birer kadın; davet edileceklerin evlerini dolaşırla ve birer kağıtlı şeker, ya da akide şekeri bırakarak düğüne davet ederler. Çoğu zaman davetiye yerine kullanılan, dağıtılan bu şekerlere OKUNTU denir. Güney, en yakın arkadaşlarına (Sağdıçlarına) mendi! içinde şeker alan genç; kendisini güveyin sağdıç’ı kabul eder. Şehirde ise, bir kimsenin sağdıç olduğu davetiyesinde yazılı olarak belirtilir. Okuntu, bazen herhangi bir giyim eşyası da olabiliyor. Okuntu alan, düğüne eli boş gitmez muhakkak bir hediye götürür.
Düğün eğlenceleri, kız evinde ve oğlan evinde olmak üzere; iki ayrı yerde ve aynı zamanda devam eder

a) Kız Evinde Düğün Eğlenceleri

Kız evinde olan düğüne KINA GECESİ denir. Kadın ve kızlar orada toplanarak eğlenirler. Kızın yakınlarından biri, düğünü idare eder; kızları sırayla düğüne kaldırır.
Takadon denilen sırmalı elbise veya düğün için giyilen Atlas entari ve üç etek veya diğer şekillerde giyinmiş kızlar; son derece nazlanarak ve güya istemiyormuş gibi oyuna kalkarlar. Çalgıcı kadınların şarkı ve sazlarına ayak uydurarak zeybek ve çeşitli oyun havaları oynarlar.
Evlenecek çağda doğulları olan annelerin birçoğu böyle günlerde kız beğenirler.
Eğlentinin devam ettiği sırada, evlenecek genç’in anası ve komşuları topluca kız evine gelirler, bu topluluğa “Oğlan tarafı” da denir. Kendilerine büyük bir konuk severlik gösterilir ve en iyi yerlere oturtu lurlar. Az sonra, gelin iki yengenin arasında olarak odaya girerken kayınvalide ipek halıyı geçeceği yolun üstüne serer ve ayağına sedef kakmalı nalınlarını giydirir (ömür boyu itibar görsün, saltanatı bol olsun dileğiyle bu hizmetini yapar). Bundan sonra geline hoş geldin anlamında elini öptürür ve ziynet eşyalarını geline takarak, hediye aldıklarını da ilave ederek kenara çekilir.
Gelin, kendisine ayrılmış yere yengeler yardımıyla otururken; gelinin arkadaşları mumların bulunduğu tepsiler, şerbet bardakları, şerbet sürahisi, kına için ibrikler koku için gülâptanlar ve hediyelerle gelirler.
Çalgıcı kadınlar “Kına türküsü”nü çalarken; gelinin annesi ve yakınları ağlaşırlar. Bu sırada yengeler getirdikleri tabaklardaki kınaları kararlar. Kına karan’ın “başı bütün” (Dul ve kocası ölmeyen kadınlardan
olmasına dikkat edilir. Karılmış kına’nın bulunduğu tabağa bir mum dikerek misafirlerden para toplanır.
Bu arada kayınvalide belinde bulunan kırmızı pulllu ve aynı renkli bezi gelinin yüzüne örter, misafirler kınaya para batırırken, bir kısmı da geline para iğneler. Kayınvalide gelin’in alın hizasına parayı tutturur, sonra da çalgıcı kadınlara para iğneler.
Yengeler ilk önce gelinin ellerine kına yakarlar ve kırmızı örtüsüne takım olan kına bezleri ile ellerini bağlarlar. Sıra ayaklarına gelince, yengeler ilk önce nalınlarını sonra yün çoraplarını çıkararak gelini kayınvalideye teslim ederler.
Ayak kınaları yakılmaya başlandığı an gelinin arkadaşları şerbetleri ve kokuları dağıtırlar (daima ömrü tatlılıkla geçsin dileğiyle şerbetler içilir). Bu sırada kayınvalide koynundan bir torba çıkarır (torba içinde paralar, nohut, arpa. buğday, bakla, şeker, üzüm vardır) avuç dolusu geline ve misafirlere serper. Bununla da, “Bütün ömrü bolluk, bereket içinde geçin yoksulluk görmesin” demek ister. Bu dileklerle atılanları herkes kapmak ve yemek ya da saklamak için kapışırlar. Kapılan paralar uğur için saklanır, misafirler geline mutluluklar dileyerek düğün evini terk ederler.
Bir fikir verir düşüncesiyle. Öğretmen İsmail Duruçay tarafından güfte ve bestesi sabit olunan “Kına Türküsü”nü; Bestelenmiş Türküler ve Oyunlar bölümünde sunduk

b) Oğlan Evinde Düğün Eğlenceleri

Düğün Perşembe günü olacaksa. Salı akşamı; Pazar günü düğün yapılacaksa Cuma günü akşamı, bir toplantı yapılır, güveyin sağdıçları ve diğer arkadaşları, çevre köylerden gelecek konukları köy köy bölüşürler. Ertesi gün bu işi idare edecek “Bayraktar” de belirtilir. Bayraktar, diğer gençlere göre yaşça en büyük olanıdır.
Sağdıçların getirdikleri kuzularla yemekler yapılır. Gelen misafirler Bayraktar tarafından karşılanır ve önceden kararlaştırılan evlere gönderilirler ve o evlerde ağırlanırlar.
Oyunlar Bayraktarın gözetiminde oynanır. Herkes meydanda (köy meydanında) geliş sırasına göre yer alır. Gece lüks lâmbaları yakılarak, meydan aydınlatılır. Dağ köylerimizde bu aydınlatma, büyük odun ateşi yakmak suretiyle olur.
Oyunlara başlamadan, köy muhtarı veya bekçi alan’a çıkar ve gençlere; “Silah atmak yasaktır”. “Herkes sırasına göre oynayacaktır” şeklinde duyuru’da bulunur. Önce Bayraktar oynar ve daha sonra da; oyuna kalkmak isteyenleri sırasıyla kaldırır. Oyun oynayanların yakın arkadaşları çalgıcılara bahşiş verirler. Böylece, samimiyetlerini belli etmiş olurlar. Eğlenti geç vakte kadar devam eder. Bundan sonra, herkes kendine gösterilen eve gidip geceyi orada geçirir.

c) Gelin Alma

Soma’nın Darkale Köyünde geleneksel hale gelen Gelin Alma Töreni
Kadınlar ve erkekler ayrı, ayrı yerlerde ve aynı zamanda geç vakte kadar eğlendikten sonra; ertesi günü (Perşembe veya Pazar günü) sabahı gelin hazırlanır.
Özellikle gelin başının hazırlanması, âdeta hüner isteyen bir iştir. Şehir ve yakın çevre köyler hariç; bütün köylerde durum şöyledir; Gelin’in başına bir tabak {ters olarak) konur; bu bir bezle baştan düşmeyecek bir biçimde çene altından bağlanır. Bilâhare, tabağın alt çevresi düzgün bir şekilde tülbentle sarılır. Bu iş bittikten sonra, gelin’in başına büyük bir “Albez” örtülür. Tabağın, hemen alt kısmında çepeçevre sarılı bulunan tülbent”e isabet edecek şekücfe ve albez üzerine; çeşitli büyüklükte altınlar tutturularak, böylece gelin başı çoğu zaman Şeehir4deki kuaförler tarafından yapılır.
Genel olarak köylerde gelin; “üç etek” denilen elbiseyi giyer. Bu elbisede değişmez renk. kırmızıdır. Bazı köylerde ise gelin, beyaz fistan ve siyah kadife (Sırma ile işlenmiş) ceket giyer.
Şehir’de ve yakın köylerde gelin kıyafeti, baştan aşağı uzun beyaz bir elbise ve başında duvak biçimindedir bu elbiseye “Gelinlik”de denir.’
Gelin böylece hazırlanırken bu arada, çalgılar çalmakta devam eder. Diğer yanda, damadın evinde gençler yemek yerler. Sonra davul ve zurna ile, kalabalık bir şekilde kız evine giderler ve evin önünde gençler (Damat da dahil olmak üzere) oyun oynarlar. Oyundan sonra gençler toplu olarak kahveye çay içmeğe giderler bu arada damat evde kendi hazırlığını yapar, traş olur.

Gençler çaylarını içtikten sonra oğlan evine dönerler. Duruma göre gelin alma zamanı ayarlanır ve ona göre gelin almağa gidilir. Güveyin sağdıçları ve arkadaşları toplu bir halde ve davul zurna çalınarak kız evine giderler kız evinin önünde çalgılar sürekli ve hazin çalarlar. Bu sırada içerde gelin hiç durmadan ağlar.
Gelin, baba evinden ayrılmadan babasının ve yakınlarının ellerini öper yengeleri tarafından gelin otomobile bindirilir, dağ köylerinde ise gelin, babası tarafından ata bindirilir ve “Gelin alıcı” denilen 5-10 kadın eşliğinde damadın evine gider. Gelin baba evinden ayrıldıktan sonra arkasından kovayla su dökülür.
Yol boyunca türküler söylenir ve çalgılar çalar. Gelin atla gidiyorken damadın evine vardığında attan damadın babası indirir. Ancak, gelin, kendisine bir şeyler bağışlanmadıkça attan inmek istemez; başka bir söyleyişle nazlanır. O sırada kayınpeder tarafından tarlalar, zeyitnler yada altınlar bağışlanır. Böylece gelin attan inmeğe razı olur Attan indikten sonra kısmeti artsın diye koltuğuna ekmek konur, başına buğday, şeker ile para serpilir ve yağ-bal sürülü eşikten atlıyarak evine girer. Bazı köylerde ekmek yerine gelinin eline bir su bardağı verilir. Gelin kendi eliyle suyu döke döke evine doğru ilerler.
Gelini getirenlere de ayrı ayrı bahşişler vermek âdettir.
Gelin eğer otomobil ile damadın evine gitmiş ise; bu halde de damadın babası gelin’i. otomobilden indirir. Aynı şekilde gelin’in başına buğday, şeker ve para serpilir. Damat gelin’i bir buketle evin kapısında karşılar ve eve alır.
Kısa süre ile gelin ile damadın bir arada oluşuna, halk arasında KOLTUK denir. Koltuk sırasında damat geline bir bilezik takar ve birlikte şerbet içilir. Az sonra sağdıçlar güveyi dışarı çağırırlar ve alıp giderler. Bundan sonra, akşama kadar bütün mahalleli kadın ve genç kızlar gelini görmeğe gelirler.
Gelin’in damat evinde karşılanışı çoğunlukla böyle olmakta ise de; bazı köylerimizde bu karşılama özellik göstermektedir. Örneğin Cinge köyümüzde durum başkadır. Gelin oğlan evine geldiğinde, at ya da otomobilden İnerken; oğlanın anası gelini sırtına alır ve avluda önceden hazırlanan yerdeki sandalyeye götürüp oturtur. Bundan sonra, özel olarak hazırlanmış susamlı ekmeklerden 1 -2 tanesi; gelinin başı üstünde bölündükten sonra, gelinin kucağına da bir oğlan çocuk oturtulur.
Bunu kaynana, hala ve yenge gibi yakın akrabaların birlikte oynamaları izler ve böylece düğün son bulur.

d) Gerdek

Yatsı olunca güvey camiye götürülür. Namazdan sonra hoca önde olduğu halde tekbirlerle eve gelinir. Ev Önünde dua edilir. Güvey, babasının ve hocanın elini öperek sağdıçları tarafından sırtı yumruklanmak suretiyle gerdeğe girer

e) Doğum

Evlenme konusuyla İlgili gelenek ve görenekleri açıkladıktan sonra; sırasıyla doğum, sünnet ve diğer bazı konulara değinip, incelemeye devam edeceğiz. Ancak bunlar, evlenme konusu kadar zengin değildirler.
Buna rağmen, İlçemiz köylerinde “Doğum” olayının yeri; küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Özellikle oğlan doğmuşsa işin önemi daha da artar. Ne var ki, şehir ve yakın çevre köylerde durum; dağ köylerimizden farklılık göstermektedir. Çünkü, dağ köylerimiz çok fakir olduklarından; onların davranışları daha sade bir anlam taşımaktadır. Bu hususu, yeri geldikçe belirtmeğe çalışacağız.
Ebe (ebe olmayan köylerde, bu işlerden anlayan yaşlı bir kadın) doğumdan sonra, çocuğun göbeğini kesip yıkar ve “Göbek adı”nı kor. O’nu el çabukiuğuyla kundaklar, babasının kucağına verir. Baba ebe hanıma bahşiş verir. Eğer varlıklı ise, ayrı olarak şeker, kahve, kına. sabun hatta başına bir örtü dahi alır. Şehirde de, ebeye ücretten başka hediyeler verildiği olur.
Baba doğan çocuk “Oğlan” ise, bir koyun veya kuzu keser yemek ve helva yaptırıp; yakın dost ve akrabalarına ziyafet verir. Böylece, bu mutlu günü birlikte kutlamış olurlar, Gelen hısım, akrabalar da çocuğa ve anasına hediyeler getirirler.
Tabiatiyle hediyelerin değeri, getirenlerin akrabalık derecesine ve zenginlik durumuna göre değişir. Hediyeleri; nazarlık, bir 20′lik altın, çocuğa çamaşır, elbiselik kumaş, kolonya vs. gibi eşyalar teşkil eder. Bunlar, salıncağın ipine kırk gün süreyle yetmediği takdirde gerilecek başka iplere asılı dururlar.
Fakir ve dağ köylerimizde doğumdan sonra, irmik helvası yaptırılır ve camide “hayır” şeklinde dağıtılır. Buna “Öherene” de denir.
Gelen yakın akrabalar içinde, çocuğa altın takan olsa bile; çoğu zaman, diğer akrabalar ile konu komşular; çeşitli yiyecekler, tatlılar ve sütlâçlar getirirler. Bu .tatlı ve yemek taşıma işinin 3-4 gün devam ettiği olur.
Aradan 2-3 günlük bir telaştan sonra, sıra çocuğun adını koymağa gelir, çoğu kez. oğlansa dedesinin adı, kız ise ninesinin adı çocuğa verilir. Baba çocuğu kucağına alır kıbleye döner; sağ kolunda ezan okuyup, sol kolunda kamet getirdikten sonra; “Adını ne koyalım?” diye sorar ve önceden kararlaştırılan adı, üç kere hem sağ ve hem de sol kulağına hafifçe bağırarak söyler. Böylece bebeğe ad konmuş olur.
Konan “ad”lar hem her zaman bilinen ve söylenen türdendirler. Ancak Darkale Köyü’müzde. erkek çocukların adları sonunda daime “Bey” kelimesi (Adil Bey. Isa Bey gibi) kız çocuklarının ise; “Molla” kelimesi eklenerek (Ayşe Molla, Emine Molla Şeklinde) söylenir.
Sürekli olarak kız çocuğu olan kimse, oğlan çocuğu beklediği bir sırada yine kızı olursa; bu kere çocuğun adı’nı “Döne” kor. Böylece bundan sonra doğacak çocuğun oğlan olacağına (Şansının döneceğine) inanılır. Bu adet dağ köyledimizde vardır
Yeni doğan bir çocuğu kırk günlük olana kadar, odasında yalnız bırakmamak adettir, yoksa çocuğa cinler musallat olurmuş. Bunu önlemek içinde çocuğun yastığı altına, bir mushaf (Musaf). bir çakı ve bir parça ekmek kırıntısı; beşiğin ayak ucuna da bir süpürge konur
Çocuk “Kırk günlük”‘ olunca, çocuğu annesini; yakın akrabalardan olan kadınlar yıkarlar. Çoğu zaman, bebeğin yıkanacağı su (bir kurnanın alacağı kadar su) ipek kumaştan süzülür. Bu süre içinde, suyu aktarmağa yarayan tasta annenin altın yüzüğü bulundurulur. Böylece bezden geçirilen sudan, kırk tas su çocuğun başından aşağı dökülür ve “kırklama” işi tamamlanır.
Bebeğin kırklanmasından sonra, anne yıkanır ve diğer kadınlar da banyo alıp çıkarlar. Banyodan sonra kadınların topluca yemeğe oturması ve yemek yemeleri âdettir. Sofraya konan yiyecek ve meyveler, gelen kadınların yanlarında getirdikleri yiyecek ve meyvelerdir.
Yemek yedikten ve sofra toplandıktan sonra çocuk; ninniler ile (önce annesi ve bilâhare diğer kadınlar söyleyerek) uyutulur. Ancak, beşiğe yatırılmadan önce; çocuğun iki kaşı arasına Zebat taşı ile hafifçe basılır, kaşları gür olsun diye. Nazar değmemesi için de bebeğin yanağına parmak ucuyla kara sürülür. Ertesi gün çamaşır yıkanır.
İlçemiz Darkale (Tarhala) köyünde ise; bebeği görmeğe giden kadınlar; yanlarında pamuk içinde ve yün bir bez parçasına sarılı bir yumurtayı götürürler. Bunun yapmakla çocuğun; yumurta gibi güzel, pamuk kadar ak ve koç gibi kuvvetli olacağına inanırlar. Eğer çocuğu kucağına alan kadın, aşırı derecede sevmiş oiursa; o kadının entarisinin eteğinden bir iplik çekilip yakılır. Daha doğrusu bunu, misafir kadının düşünüp yapması (ipliği vermesi) gerekir. Böylece nazar çövmemiş {nazar değmemiş) olur.
Bütün bu işler bittikten sonra anne çoccuğunu alarak kendisine gelenlere gider. Buna “Kırk gezmesi” de denir.

Darkaleli gençler tarafından düğünlerde oynanan Dörtel oyunu

SÜNNET

Şehir ve köylerdeki, bu konu ile ilgili gelenek ve görenekler fazla farklılık göstermez. Ne var ki, şeh­re geldikçe bu işler daha masraflı; dağ köylerine gidildikçe daha sade bir şekilde yapılır ve adetler (tö­reler) uygulanmış olur.

Eski Yapılan Sünnet Töreninden Bir Görüntü

Şimdi, sünnet ile ilgili ayrıntılı bilgileri sırasıyla açıklamaya çalışacağız.
Ev halkı, çocuğun sünnet işini birlikte görüşüp; zamanını ve yapılacak işleri kararlaştırır. Bu hazırlık­ların bazen 1-2 ay kadar devam ettiği olur.
Çoğu zaman sünnet düğünleri, sonbahara yakın aylarda yapılır. Başka söyleyişle havanın çok sıcak ol­duğu aylarda sünnet düğünü yapılmaz. Gün olarak, pazar günü tercih edilir. Çünkü, ne de olsa tatil gü­nünde insanların bir araya gelmesi çok daha kolay olmaktadır.
Cumartesi gecesi sünnet olacak çocuğun eline ‘”Kına yakılır” ve o gece kadınlar kendi aralarında bir eğlenti yaparlar. Şehirde, davetiyede bu hususun ayrıca belirtilmesi adettir. Köylerde davet olunacakla­ra bu hususlar sözlü olarak söylenir ve o geceye “Kına gecesi” denir.
Ertesi gün çocuk hazırlanır beyaz entari (yandan yırtmaçlı) ile şapkası giydirilir ve öylece camiye gö­türülür. Camide mevlüt okunduktan sonra, öğlen namazı kılınır ve topluca cemaat; sünnet düğününün olacağı eve doğru hareket eder. Sünnet olacak çocuk, seccade örtülü bir atın üzerine oturtulmuş olarak ve davul zurna ile götürülür. Ancak, çoğu köylerimizde de çocuk eve döndüğünde; üzerine akraba ve ya­kınları para iliştirir ve öylece kısa bir gezinti daha yapılır, eve dönülür. Bundan sonra çocuk sünnet olur.
Şehirde sünnet olduktan sonra, çocuğa hediyeler getirilir ve bunlar bir masanın üzerine konur. Yal­nız, para ve kol saati gibi şeyler çocuğun kendisine verilir.

Eğer sünnet olacak çocuk tek ise, ayrıca bir horoz ya da bir kuzu kesmek âdettir. Akşam olunca ya­kın akraba ve tanıdıklara yemek verilir. Ayrıca saz, çalgı (zenginse) oyun havaları türküler şarkılar çal­mak suretiyle çocuk eğlendirilir. Mümkün olduğu kadar hoş tutulur. Sünnet ile ilgili gelenek ve görenek­leri böylece özetlemiş olduk.

BESTELENMİŞ TÜRKÜLER

Darkale Köyü’müzde oldukça uzun. söylenmesi ve oynanması yaklaşık 2 saat süren bir türkü vardır. bu türkü tamamen Darkale’ye aittir. Bu türkü, başta oturularak söylenen “YÂRE” türküsü ile; hareketli bölümü teşkil eden “DÖRTEL OYUNU” nu kapsar. “YARE” türküsü, köye ait önemli tarihi olayları dile getiren; bestelenmiş bir türküdür ve oyundan önce söylenen, adeta bir başlangıcıdır. Bilahere. türküden sonra “DÖRTEL” denen oyuna geçelim. Oyun kalabalık iki ekip tarafından oynanır. Söylenen ve oynanan kısım dahil, tespit edebildiğimiz yetmiş’e yakın kıt’a vardır. Bu kıtalar bazen manileri andırır, bazen de üçlük, beşlik ve yedilik kıt’alar şeklindedir. Oyun kısmı da. sık değişen figürleri kapsamaktadır. Yer imkansızlığı nedeni ile, bütün türküyü buraya alamamaktayız. Bu oyuna Tarhala Baranası adı da verilmektedir. Barana havalan sözleri ve oyunları ile ülkemizde başlı başına bir ekoldür. Yirmibeş türkülük bu oyunların kendine özgü figürleri de vardır. Enstürüman olarak ise darbuka, cura ve tef den oluşmaktadır. Bugün Darkale Köyü’nün yaşlılarından bazıları bu oyunları figürleri ve ritmiyle gayet güzel oynayacak durumdadır.

Tarhala Baranası ve Dörtel oyununun bazı kıtaları aşağıdaki gibidir:

Darkaleli gençler tarafından düğünlerde oynanan Dörtel oyunu
Karafilim budama
Safa geldin odama
Eğil bir şeftali ver adama,
Haydindi haydindi durma buradan gidindi gidindi.
Karanfilim saksıda
Bir yâr sevdim Aksuda Aksuda.
Yâr seni bulayım akşam ile yatsıda.
Haydindi haydindi durma buradan gidindi gidindi.

Kahve Yemenden gelir Bülbül çeşmeden gelir Güzel olan hanımlar Hergün hamamdan gelir Aman kınalı ellim sevdiğim. Aman nereden gelirsin?

Gittiğim bağlar arası, ah aman aman, Ardında ağlar anası. Sevdikçe sardıkça ballar olası En küçüğü yâr benim olası.
Yavrum merdivenden inerken görmüşler.
Ayağına kına yaktı kınasından bilmişler.
Hem billahi bilmişler.
Aman seni bana beni sana vermişler.
Aman çekip gelir allı ceylan, o ceylan o ceylan
Hem billahi o ceylan aman

Karacahisar ve Akçaavlu köyleri ve çevrelerinde; oynan oyunları, kısa oldukları için aynen buraya alıyoruz. Bunlardan-”Bağ tığan’ı” daha çok bestelenmiş manilerden meydana gelmiş olup; diğeri “Yandım Asam” oyunu ise, bestelenmiş bir türkü niteliğindedir.

Önce Bağ Tığan’ı oyununu, sonra da Yandım Asam oyununu sunuyoruz.


Bağ Tığan’ı
Basma yeleği giydiremedim.
Yüzünü yönüme döndüremedim
Bir anası inanıyor.
Onun kolları dolanıyor.
Kalede keklik kovarım
Düştüm dizim ovarım
Oğlan üzme beni
Seni küçükten severim.
Kaleden indir beni
Kağnıya bindir beni
Kapılar kilitli ise
Bacadan indir beni.
Fesliyen’im biçim biçim
Ben ağlarım yâr için
O yar beni seviyor
Ben ölürüm onun için
Yandım Asam
Bir çeşit tava, içinde pekmez yapılan küçük kazan.
Yandım Asam
Oof karyolamın demiri
Yandım Asam o yâr da benim olmazsa
Yandım Asam öldürürüm kendimi
Oof taka yelek giydiremedim
Yandım Asam yönünü yönüme döndüremedim.
Oof selvideki kuşa bak
Yandım Asam gözümdeki yaşa bak
Oof bu sene evlenemezsem
Yandım Asam seneye kış’a bak
Oof durun yengeler durun
Yandım Asam oğlunuza kız bulu

Bestelenmiş Türkü Örnekleri

Coğrafya

Manisa iline 94 km, Soma ilçesine 3 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 217
1997 178

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 -
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

  • Comments Off
Next Page »